Kalp düşerken ne duyulur?

yol2Bir süredir Chrome’un çeşitli eklentilerinden yararlanarak Facebook’u süre kısıtı ile ya  da haber akışım gözükmeyecek şekilde kullanıyorum. O haber akışına girdim mi çıkamıyordum çünkü bazen ve bu durumu sonrasında gelen bir yetersizlik hissi takip ediyordu. Ne güzel hayatlar yaşanıyor diye uzaktan izlerken gıptayla karışık bir hüzün sarıyordu beni.

Bugün sabahtan telefonumu aldım elime (eskiden hep laf ettiğim şeyleri yapar buldukça bağımlılıklarımı daha iyi görüyorum) ve Facebook açtım. E tabi telefonun ne benim kısıtlamalarımdan haberi var ne de belirsiz hüzünlerimden. Serdi önüme insanlar dolusu hikayeleri ve ben kana kana içtim. Özlemişim diye düşündüm; dünyayı biraz da arkadaşlarımın, sevdiklerimin gözünden izlemeyi özlemişim. Bazı haberleri heyecanla okudum, bazı paylaşımlarda içim gülümsedi. Ara ara da kalbimin ayaklarımın arasına düşüverdiğini fark ettim ama üzerinde durmadan o haberleri daha hızlı yukarılara doğru ittim parmağımın bir hareketiyle.

Sonra duraksadım. O kalbimin ayaklarımın arasına düşüren haberlere tek tek, yavaş yavaş baktım. Kır çocukları atölyesikalpten masal çemberi, söyleşiler, okunacak güzel kitaplar, doğaya dönüş hikayeleri o anda parmağımla geçiverdiklerimdi. Ruhumun yapmayı istediği ama benim kulaklarımı tıkamayı seçtiğim yerlerde kalbim minik bir uyarı sistemi geliştirmiş gibiydi. “Hey! Bunlar benim heyecanla atmamı sağlıyorlar, bak bunlar yokken düşüveriyorum ayaklarının dibine. Pşt! Bir dinlesene beni, ufacık bişi söyliycem sana…”

Öfke, kıskançlık, üzüntü gibi “kötü” diye etiketlenen hislerin elçiler olduğunu biliyordum ama bu sıralar unutmayı seçmişim demek ki. Kalp düşmesi de yürümeyi isteyip yürümediğim yolların elçiliğini yaptı bana, bu sabah duydum. Hatırladım beni geren herşeyin içerisinde görmemeyi seçtiğim mesajlar olduğunu, rahatsızlıklarıma bir adım daha geriden bakabilmeyi ve o mesajları dinlemeyi diledim bu sabah.

Henüz bu bilgi ile ne yapacağıma karar veremedim, gelir gelmez yazmak dahi bir adımdır dedim. Bir süredir ruhumu kemiren yola düşme, doğaya dönme, içime bakma hallerimle koşarak kucaklaştılar. Biraz hasret gidersin kalbim ve ruhum, sonrasında açılır önümde yollar mutlak.

Yine bu sabahki Facebook gezintimde Şems’ten sözcükler görmüştüm yollar ile ilgili. Aradığımda tekrar bulamadım ama başka bir sözünü paylaşayım Şems’in istedim:

Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Şems-i Tebrizi

Aşkla…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s