Aaauuuuuuuuu!!!

wolf
Chiara Bautista

Bugün dolunay! Perdeler arasından süzülüp gelip beni bulan ay ışığı, çevremdeki kadınlarla yaptığımız çember, evi toplamak, elmayı ısırarak yiyebilmek, nefes almak, ağlayabilmek, kızabilmek, özleyebilmek aslında hepsi birer armağan benim için. Bir kısmı beklenmedik, hatta ilk anda baktığımda “bu ne ya!” dediğim, bir kısmı değerini hep hissettiğim, bir kısmı kahkahalar attıran, bir kısmı gözümden yaşlar süzülten.

Ay gibi. Bir yanı karanlık, bir yanı aydınlık hayatımın. Bir yanım karanlık, bir yanım aydınlık benim. Doğayı hiçe sayanlar var bir yanda, bir yanda doğa için kendini hiçe sayanlar. Karanlığa ışık vuruyor, ay perdeden süzülüyor, bir yolunu buluyor, hüzmesi burnumun ucunu öpüveriyor.

Karanlıkları ışıklarla bastırmaya ne kadar istekli bu şehirler. Karanlığa hasret kalıyorum sokak lambalarının, farların, alacakaranlıkta yakılan ışıkların arasında. Karanlığın korkunçluğu kendi içimde gizli gibi geliyor. Ben karanlıkta karanlığımı dinlemeyi seviyorum, özlüyorum. Her zaman değil! Ama vahşi yanım bazen ormanın kenarına gidip tellerin arasından uluyor, kapana kısılmış gibi hissediyorum. Avaz avaz bağıramadığım için, hönküre hönküre ağlayamadığım, ağız dolusu küfür edemediğim için. Bunları karşımdaki için değil, kendimde yansıyan duyguları dışarı çıkarmak için yaptığımı açıklayamadığım için. Tellerin arasından bakıp içimden uluyorum. Bana bakan dudaklarımın büzülüp gözlerimin hafifçe kapandığını görebilir, ama ses yok…

Ne yazdığımdan tam da emin değilim aslında, elime geldiği gibi yazıyorum. Burada da henüz uluyamıyorum, ses çıkmıyor, henüz vahşi yanıma vurduğum ket düşmedi ayaklarımın dibine. Ama hissediyorum, ufak ufak parçalara ayrılıyor. Uzak olmasın istiyorum ormanda ayağımda toprağı hissederek koşuşum, şelalenin altında tüylerimin ürperişi, ciğerimin yettiği kadar bağırışım, şefkatle bağırıma basışım çevremi, ve şehvetle baştan çıkarışım. Hepsiyle ben. Karanlığımla, aydınlığımla, uysallığımla, vahşiliğimle ben.

Dolunay’da bırakmak istediklerimizi döktük çembere bir bir dün gece. Adaçayı kokuları içinde. Bir avuç kadın, biz. Korkularımızı koyduk önce. Varsayımlarımızı sonra. Tepkiselliğimizi. Özlemlerimizi. Sabırsızlığımızı. Yalnızlığımızı. Sokak lambasını. Söyleyemediğimiz sözleri. Çemberi kapattık, sümkürdük, mumları üfledik, çay içtik. Kapanmış gibi gözükse de çember, benimle, ve ben çembere tam şu anda ketlerimi koydum.
Çember de çembermiş ha, bana mısın demedi*

Özlediklerime.. Özlediklerimle.. Ne dileğiniz varsa görmeniz dileğiyle..

* Masa da masaymış ha – Edip Cansever

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu

Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.

Advertisements

One thought on “Aaauuuuuuuuu!!!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s