Bir doğumgünü yazısı

Birkaç ay önce İsveç’te tuvalette geldi aklıma bu fikir, tuvaletleri pek severim zaten, fikirleri de en az o kadar! Aklıma düşen her fikir gibi tam da nereden estiğini bilemedim, bir yaprağın ucunda uzunca takılı kalmış bir damla gibi bir anda düşüverdi zihnimin toprağına ve yeşertti gizli tohumları.

Doğumgünümde ne istediğimi sormuştu birisi. Uzun zaman olduydu doğumgünümde ne istediğim sorulmayalı. Seneler geçtikçe doğumgünleri eskisi kadar heyecanlı geçmez olmuş, hele de içimdeki hırçın yan bu sorulara, hediyelere ve çabalara karşı o kadar tıslamıştı ki zamanında, kimse yanaşmaz olmuştu. Gizlilik içerisinde kırık bir umudun sarmaladığı mağrurlukla, klasikleşmiş akşam yemeği kutlamaları kalmıştı kala kala. Doğumgünümde ne isterdim? İşte tuvalette cevabı gelen soru buydu; doğumgünümde birşeyleri değiştirebilmek istedim.

CHNt_HWUUAAiVKj

Bir kitle fonlaması hayal etmiştim, şu anda çevremde hoşuma giden işler yapanları tanıttığım yazılar ile çevremdekilerden kendi hoşlarına giden işlere kendi gönüllerinden geçeni vermeleri ile oluşsun istedim doğumgünü hediyem.

Sonra kendimi de kattım, Middle East Jam‘e gidiş niyetimi yazarım kabul alırsam diye düşündüm. Hatta madem 30 oluyorum bir de parti yapıp minik bir kumbara koyarım diye bile hayallendim. Çok heyecanlandım, çok heyecanlandığım birçok şey gibi üzerinde çok düşündüm, çok düşündükçe heyecanımın yanı sıra korkularım da davetsiz misafirler gibi bir bir gelmeye başladılar henüz sadece zihnimde varolan bu partiye.

Middle East Jam’i koymayı düşünene kadar herşey kolaydı, çünkü vermek halen daha kolaydı almaktan benim için ve oysaki almadıkça vermek de bir o kadar ağırlaşmaya başlamıştı bana. Yine de vermeyi seçecek olan ben değildim zaten, sadece yolu açan ben olacaktım. Ama MEJAM girince işin içine isteyenlerden biri de ben olunca zihnimin tüyleri dikiliverdi. “Dur bakalım” dedi tok sesiyle, “Doğumgününde insanlardan para isteyeceksin demek.. Duygu sömürüsünü katmanın en güzel yolu! İnsanları kendileriyle çelişkiye düşüreceksin ‘az mı verdim, çok mu?’ diyecekler. Sonra içten içe ‘Ben o kadar çalışıyorum, bu kız oraya buraya gitmek için modern dilencilik* yapıyor’ diye diş bileyecekler sana. Hesabına baktığında insanları verdikleri miktarla yargılamamayı başarabilecek misin? Peki vermeyenlere içlenmeyeceğinin garantisi var mı? Ne gerek var dostlukların arasına para sıkıştırmaya?! Hem de kutsal bir iş için bile değil.. Onca arkadaşın varken, onca güzel iş yaparken kuruş hesaplayan insan varken sen neden alasın o parayı?! Hadi ordan!! Git bir işe gir, kazandığının hakkını ver hele!”

Gittim geldim. Pazarlıklar yaptım zihnimle. MEJAM’a gitmekten vaz geçtim. Yeni doğacak yeğenimi ziyaretimden şüpheye düştüm. Gelecek korkuları, kişilik bunalımları, dünyayı dönüştürmek ve kendimi geliştirmek arasındaki savruluşlarım arasında kafası kesik tavuk gibi koşturup durdum.

Sonra durdum. İki gün önce durdum. Adet oldum. Kıvrıldım kaldım. Ağrılarıma kulak vereyim vücudum birşey söylemeye çalışıyordur dedim, ilaç almadım. Yattım, kalktım, kitaplarımı ayıkladım, meditasyon videoları açıp uyumaya çalıştım, uyudum, kabuslarla uyandım, okudum, okudum, okudum. Onca işin arasında bir zaman çaldım kendime. Durdum. İyi geldi durmak.

Ve gecenin bir vakti bir not olarak yazdım bu yazıyı. Çatışmalardan, yargılardan, sevilmemekten korka korka yapmaya niyet ettim bu işi az önce (yine tuvalette :)) ve bunu unutmamak için yazdım. Niyetim odur ki doğumgünümde sevdiğim işlerin, kişilerin, oluşumların bir kısmına kanal olayım. Kendimi de sevdiğim bir kişi, yaptığım işi sevdiğim bir iş olarak görerek katabileyim bu listeye. Sonra da gözlerimi kapatıp kollarımı açıp ne geliyorsa kabul edeyim. İyisiyle kötüsüyle bu deneyimi yaşayıp sahipleneyim. (Oysa şu anda bile “ülke savaşta, sen teeeeey tey!” naraları atmakta zihnim).

Dileğim akşam üzeri listeyi yazmak, sonrasında maddi ya da manevi bu işlerden herhangi birine yardımcı olmak isteyenler için iletişim bilgilerimi bırakmak. Maddi hediyeler için kendi hesabımı kullanıp kime uçmasını dilediyse hediyenin sahibi, onun notu ile birlikte topluca uçurmak ay sonunda ve yine ay sonunda yayınlamak nereye ne gitti toplamda diye. Armağan uçuşturanlar eğer isterlerse isimlerini paylaşmak ki uçuşsun o güzel niyetleri de. Yargı uçuşturanları da dinginlikle dinlemek, kendimi savunmaya geçmeden, armağan uçuşturanlara olduğu gibi teşekkür etmek gölgelerimle yüzleşmemdeki desteklerinden dolayı.

Bugün İlk Hasat Günü – Lammas – Ağustos festivali aynı zamanda. Dün mavi ay sırasında çatıya çıkıp tuğlaların üzerine yatarak izlediğim, yükseklik korkum başta olmak üzere korkularımı kurban ettiğim, Temmuz ayının ikinci dolunayı sonrasında çok güzel bir altın gün :) Kutlu mutlu olsun hepimize!

Advertisements

One thought on “Bir doğumgünü yazısı

  1. Pingback: Bir adım daha |

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s