Bir Umeå Macerası

maps_sGeçtiğimiz seneler içerisinde Umea’da, ya da daha genel olarak İsveç’te, okumak ile ilgili bir çok soru ve mail geldi, gelmeye devam ediyor. Öğrenci sayfasındaki bir videoda yıldızımın parladığından şüpheliyim ;) Herkese tek tek aynı cevabı yollarken bulunca kendimi bu konuyla ilgili kendi hikayemi kendi bakış açımdan anlatan bir yazı halinde toparladım.

Maceranın başlangıcı, IDI ve Umea’da yaşam

Biraz geriye giderek başlıyorum. 2006 yılında Metalurji ve Malzeme Mühendisliğinden mezun oldum. 3 sene çalıştıktan sonra yolumun mühendislikten geçmediğini ve ilk tercihim olan tasarıma yönelmemin zamanı geldiğini hissettim. Mühendislik kökenli olduğum ve yaptıklarımı bir araya daha önce hiç toparlamayı denemediğim için bir portfoliom yoktu. Google’dan portfolio istemeyen bir program ararken UID (Umea Institute of Design) sayfasında 1 senelik Industrial Design Introduction (şimdi ismini Industrial Design Intense olarak değiştirdiler, ki gerçekten çok yoğun bir program olduğu için adını hakediyor!) programını gördüm. Portfolio yerine 4 sorudan (kendinizi görsel olarak tanıtın; en sevdiğiniz 4 obje ile bir kompozisyon yaratıp karakalem çizin; yaşlı ve ellerinde sorun olanların açabileceği bir kapak tasarımı için 3 konsept belirleyin, birini seçin ve neden seçtiğinizi anlatın; programa neden başvurmak istediğinizi yazın) oluşan bir başvurusu olan bu programa başvurdum 2010 yılında ve kabul alarak İsveç maceramın ilk adımını attım. (Bu maceranın ilk bir kaç gününü naklen okumak isterseniz sizi eski bloguma doğru alayım :))

101_3384Kültür şoku, soğuk ve karanlığı hissettirmeyecek yoğunluktaki bu programda form, ürün tasarımı, tasarım tarihi, servis tasarımı, etkileşim tasarımı, kil/2D/3D modelleme, grafik tasarım, sergi düzeni, portfolio hazırlanması gibi konularda 3-4 haftalık projeler yaptık. Bu programa gelenlerin çoğu tasarım temelli olmadığından aslında herşeyi birlikte öğrendik. Herhangi bir çizim programını kullanabilir durumda değildim başladığımda. Sene biterken Photoshop, Indesign, Illustrator (her ne kadar çok korkutsa da beni), Rhino, After Effects, Premier gibi programları başlangıç seviyesinde bilir haldeydim. Sınıfın farklı geçmişlerden gelmesi (tasarım temelinden insanlar da vardı ve bazen onların deneyimlerinden faydalanmak için sık sık soru sorarak beyinlerini yediğim doğrudur) öğrenmenin keyfini ve aramızdaki bağı arttırdı, aile gibi olduk ve benim hayatım çoğunlukla okuldan ibaret hale geldi. Benim için çok çok şey öğrendiğim, kesinlikle tavsiye edeceğim bir programdı. O bir seneyi okul ortamında geçirmek, farklı programları tanımak, kendimi tanıtmak ve insanlarla kaynaşmak açısından da önemliydi.

MFA Interaction Design

2011 yılında MFA Interaction Design (IxD)’a kabul aldım ve yüzyüze iletişimlerimin master’a kabul almam konusunda etkisi olduğunu düşünüyorum. Başvuru sürecinde kendini, kişiliğini ve yaptığın işleri karşındakine kolaylıkla aktarabildiğin online bir portfolio istiyorlar IxD başvurusu için. Bunu çeşitli portfolio sitelerini kullanarak oluşturabilirsiniz (örn: Cargo collective, Square space, Strikingly, Wix, WordPress, Issuu vs gibi). Seçim kriterleri biraz yüksek ama önerim başvurmadan önce program direktörüne mail atıp biraz bilgi almanız ve en azından konuşmayı başlatmanız olur.

photo (2)

Ben bunca senedir Interaction Design nedir diye sorulduğunda tam tatmin olduğum bir cevap veremiyorum, çok geniş bir alan. Benim hissettiğim, bizim okulda IxD herhangi bir ürün, servis yani deneyim ile kullanıcı arasındaki etkileşimin/arayüzün (ki bu fiziksel, dijital ya da karışık olabiliyor) tasarlanması olarak algılanıyor. Çoklukla bir dijital ya da teknolojik eleman bulunuyor tasarımlarda, ama haptic (dokunsal) ve fiziksel tasarımdan ibaret projeler ya da fiziksel deneyim prototipi üretmeye yönelik dersler de var. UID’de en çok önem verilen şey kullanıcı odaklı tasarım. Ayrıca tasarım sürecinin nasıl işlediği, yani çıkan ürün kadar süreç de önemli kabul ediliyor. Bir de bizim bölümde takım çalışmasının üzerinde çok duruluyor, projelerin neredeyse tamamı takım çalışması. Bununla birlikte bitirme projesi tek başına yapılan bir proje, o yüzden okulda olduğun süre boyunca iki türlü de nasıl çalıştığını keşfetmek, güçlü ve zayıf yönlerini öğrenmeye çalışmak benim yapmadığım ama yapılmasını tavsiye ettiğim bir şey.

research-and-insightss-1_1

Bölüm dersleri çoklukla projelerden oluşuyor. İlk sene 2 adet 10 haftalık projenin (biri hizmet tasarımı -service design-, biri grafik kullanıcı arayüzü -graphic user interface design-) yanı sıra ses tasarımı -sound design-, grafik tasarım -graphic introduction-, temel film, fotoğraf, video edit vs gibi ufak dersler verilen projeler var. Bunlara ek olarak haftalık okumalar ve arduino, processing öğretilen “introduction to prototyping” isimli bir ders diğer projelere paralel devam ediyor. Dediğim gibi projeler çoğunlukla takımlar halinde oluyor. Onun haricinde kendinizi ne kadar ne alanda geliştirmek istediğinize çok bakıyor, kimse “bunu yapacaksın” demiyor yani. Projelerde endüstriyel ortaklarla da çalışılıyor, çoğunlukla kullanıcı odaklı olduğu için Umea’da araştırma yapılabilecek endüstriler seçiliyor ancak büyük isimler de işin içine girebiliyor konsept projelerinde (kullanıcı araştırması çok önemli olmadığında). APD (Advanced Product Design) ya da TD (Transport Design) ile ortak projeler de yapılıyor, böylece farklı disiplinlerin çalışma biçimlerini de öğrenebiliyorsunuz.

Peki ya sonra?

Mezun olanlardan farklı yerlerde olanlar var, çoklukla bir tasarım danışmanlık firmasında (örn: IDEO, Smart Design, Frog, Veryday, R/GA etc) Interaction Designer olarak çalışıyorlar (başka disiplinlerden oluşan takımlar içerisinde). Bunun yanı sıra Facebook, Google, Apple, Microsoft, Spotify, Bosch vs gibi firmalarda gerek arayüz tasarımı, gerek ar-ge (design research) alanlarında da çalışanlar var. Aynı şekilde kendi şirketlerini kuranlar da var. Yani biraz da nasıl bir şey istediğinize bağlı. Burada çoğunlukla ilk seneden sonra 1 sene “staj arası” oluyor, o sene içerisinde ileride çalışmayı düşünebileceğiniz yerlerde staj yapma imkanınız oluyor (bu da tamamen kişiye bağlı, bu staj arasını almayabilirsin, uzatabilirsin ya da stajdan başka birşey için kullanabilirsin. Bir nevi okul dondurmak gibi, sonrasında sana “ne yaptın” diye soran olmuyor. Ben Türkiye’ye dönüp tesadüfler zinciri sonrasında Eşya Kütüphanesi‘ni kurdum Aysu ile)

Dediğim gibi ben tasarım temelli değilim, yani neredeyse tüm programları projeler sırasında kendim ya da sınıftakilere sorarak öğrendim. Bazı projeler sırasında ufak tanıtım dersleri veriliyor (örneğin After Effects) ama yine sonrasında ne kadar derinleşmek istediğin sana bırakılıyor. Yani oldukça özgür bir ortam var. Beklentiler olarak da aynı şekilde, sınıfın bir dinamiği oluyor her sene ve herkesin rolü biraz daha farklı, yani kimseden direk olarak kalıplaşmış bir beklenti yok. Çok geniş bir alan olduğu için IxD, kendine uygun gelen alana doğru ilerlemen teşvik ediliyor.

Pratik mevzular

Bir de para konusu var. Ben okula başladığımda henüz AB dışı öğrenci ücretleri devreye girmemişti, o nedenle IDI senesini ücretsiz okudum. IxD’ye başlayacağım sene de Art Kampüs’ü yapan büyük inşaat firması kampüsteki tüm AB dışı öğrencilere burs verdi, yani biraz dört ayak üzerine düştüm. Şu anda hem okulların özel olarak, hem de İsveç’in Türklere sağladığı burslar var ancak bunlar konusunda yeterli bilgim yok. Okurken çalışmak konusunda da çok bilgim yok, ben yepyeni bir alan öğrenmeye çalışırken sabah 9 gece 3 şeklinde bir düzenim olduğundan çalışmaya zaman bulamamıştım ilk sene. Sonrasında okul gazetesinde tasarım ve editörlük yaptım kısa süre, ara sıra da armağan ekonomisi ile yoga dersi verdim. Ana kampüs içerisinde kütüphanede çalışmak mümkün sanıyorum. Üniversite dışında çalışmak öğrenci vizesi ile mümkün mü bilmiyorum. Facebook’ta Umea Türkiye sayfasından bu konuları daha çok bilen insanlara ulaşabilirsin.

Gelelim okul dışında hayata :)2323742117921272157 Umea çok ufak bir öğrenci şehri, hemen okulun önünden akan bir nehri var. Şu an hele de uzak olduğum için çok özlüyorum :) Sakin bir yer, çok fazla gece atraksiyonu bulunmuyor ama barları, clubları var. Okulda her cuma “pub” düzenlendiği için ben gece dışarı çıkma ihtiyacı hissetmedim (kişiliğimden de herhalde :) biraz kedi gibiyim). Okuldaki dostluklar ve ilişkiler çok güzeldi benim için. Okula bisikletle 15 dakika mesafede de öğrenci apartmanları var, oralarda da partiler oluyor bazen. Bunun dışında kışı gerçekten soğuk ve karanlık ama kar yağdığı zaman herşey büyülü gibi oluyor :) Kuzey ışıklarını görmek de mümkün. Yakınlarda gezebileceğin güzel yerler, göller, doğa yürüyüşleri, kayak/snowboard/nordik kayak deneyimleyebileceğin mekanlar var. Ayrıca şehirDSC_9690 içerisinde de Kasım’da ışık festivali, Aralık’ta kar heykelleri (öhöm, birincilik ödülümüz bile var :)) vs gibi etkinlikler oluyor, fırsat buldukça bunlara katılmanı, kardan bıkana kadar tadını çıkarmanı, göldeki yüzen saunaya gitmeni (ben gitmedim içimde kaldı), İsveç’lilerin aslında üşümüş Türkler gibi (dışarıda soğuk, içeride sıcak) olduğunu keşfetmek için sohbetler etmeni, İsveçce konuşmaktan çekinmemeyi (kafayı gözü kırarak başlasan bile) tavsiye ediyorum. Bunları yazarken çok özlem doluyorum, yaptıkça bana buraya yazarsan da ne güzel olur!

Önceki maillara cevaplardan toparladığım için ara ara dili “sen-siz” arasında değişen bir yazı olsa da umuyorum açıklayıcı olmuştur. Beni sorarsanız artık mezun oldum, şimdilik Ankara’dayım, Eşya Kütüphanesi isimli girişimimizde çalışırken freelance tasarım işleri ve yoga eğitmenliği yapıyorum bir yandan. Önümüzdeki sene içerisinde sevdiceğim ile yurtdışında IxD alanında bir süre çalışmaya niyet ediyorum, ama geleceği öngörmek şu noktada çok kolay değil. En güzel şeylerin olacağına inanıyorum sadece :)

Burada bahsetmediğim sorularınız varsa bana ulaşmaktan çekinmeyin!

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s